Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Selma Erdal
12 yıl önce - Sal 03 Oca 2006, 12:15
Bursa İçin Yazılmış Dizeler


Sevgili Bursa Dostları;
Bu başlık altında Bursa için, Bursa'nın sorunları için yazılmış dizelere yer vermeyi öneriyorum ve başlangıcı kendi dizelerimle yapıyorum...

BİR KENT Kİ O...
Adı; Bursa
Renkleri; gökkuşağı
Ayrıdır herbirinin anlamı...
Beyazı'nda kozasını örer böcek
Dokunur ipek ipek...
Pembesi'nde çiçekler dal olur
Şeftaliler bal olur...
Bağlarında gezer konuklar
Sarısı'nda üzüm olur koruklar...
Uzanılır serin gölgesinde
Kahverengi'nde ağaçlarda kestane...
Aksa da bugün kara yazgılı
Mavisi'nde cansuyu Nilüfer Çayı...
Tanelerde lezzet lezzet
Kırmızısı'nda Uludağ'ın çileği, kirazı...
Yeşili'nde bereket
Kutsal ovası, ormanı...
Geçmişden geleceğe taşır tarihi
Görkemli çınarları
İşte öyle bir kent ki o
Adı; BURSA...


Aytac_yolas
12 yıl önce - Sal 03 Oca 2006, 12:49

Bence en güzeli, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan "Bursa'da Zaman"...

Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinden gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.

Bir zafer müjdesi burda her isim:
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hala bu taşlarda gülen rüyanın
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin
Sesi nabzım olmuş hengamelerin
Nakleder yadını gelen geçene.

Bu hayalde uyur Bursa her gece,
Her şafak onunla uyanır, güler
Gümüş aydınlıkta serviler, güller
Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa'da zaman,

Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk Bir musikî gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
Başbaşa uyumak son uykumuzu,
Bu hayal içinde... ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.


Selma Erdal
12 yıl önce - Sal 03 Oca 2006, 13:10

Kuşkusuz Ahmet Hamdi Tanpınar'ın dizelerinin güzelliği tartışılmaz, onunla boy ölçüşmek gibi bir girişimde de bulunmuyorum; ama bu başlığı açmaktaki amacım Bursacılar'ın, Bursa için yazdıklarını Bursacılar'la, Bursalılar'la paylaşması önerisidir...

İşte bu da Bursa'nın BEYAZ TIRTIL'ı için yazılmış dizelerim:

BEYAZ TIRTIL
Sen ipekböceğinin kozasından
Civciv yapmasını bilir misin
Ya da bayram şekerlerinin
Boşalan kutularında
Dut yapraklarıyla tırtılını beslemeyi?
Ben ilk öğrendiğimden beri besmeleyi
Onun kelebeği oyuncağımdı
Kuşkusuz o günler oyunçağımdı
Usum değildi başımda, toydum
Ama yine de bilirdim değerini,
Babamın büktüğü ipeğin
Parasıyla doydum,
Dokunmuşuyla donandım
Bu yaşıma dek o güzellikleri andım
Kulaklarımdan hiç gitmedi
Lokum kutularının içinde
Dut ağacının yapraklarını kırt kırt kemirişi
Belleğimden hiç silinmedi
Kozasını örüşü, ince ince sabırla
Nasıl da yanıyorum bugün kahırla
İpekkentimin yitirilen beyaz tırtılına...

Çünkü Bursa'nın dut ağaçları paragözlerin baltalarına yenildi; dolayısıyla bulunmaz "Bursa ipeği" yerine pazarlara dışarıdan gelen ipekler sürülmektedir...



Selma Erdal
12 yıl önce - Çrş 04 Oca 2006, 14:05

BİR BURSA MASALI
Barışın egemen olduğu bir ülkede
Deli poyrazlarla, tatlı lodosların estiği
Bir kent varmış; adı Bursa'ymış...
Yeşil bezeli bu kentte
Güneş hergün gülümser
Çınarların binyıllık ezgilerine
Bülbüller bile susarmış...
Serin çamların gölgesinde
Çiçekler nakış nakış
Şirin sevgililerin gözlerindeki bakış
En güçlü sevgiler olup
Gönülden gönüle taşarmış...
Günün birinde ne olduysa olmuş,
Giderek yavaş yavaş
Para kazanma hırsı ile
Doğa tutkusu arasındaki savaş
Kentin güzelliklerinin yitirilmesine yol açmış
Kentliler bu Dünya cennetinden kaçmış...
Yabancılar yerleşmişler ovalara, dağlara
Yüzyıllara başkaldıran kestaneler, çınarlar
Yenik düşmüşler paragözlerin baltalarına...
Böylesine başlamış bir kirlilik, bir soğukluk
Binlerce yıldır gülen güneşin bile tadı kaçmış,
Zehir yüklü bulutlardan alamamış soluk...
Ak güvercinler, bülbüller, sakalar
Bitti artık güllerle yaptığımız şakalar diye
Kanatlarının altında çırpınan yürekleri
Küskün uçmuşlar başka yerlere, dönmemecesine
Ardından başlamış çözümsüz bilmece...
Geçmişin bu su kentinde, sular akmaz
İnsanlar geleceklerine umutla bakmaz olmuşlar
Kaygıyla alanlara dolmuşlar
Endişeyle birbirlerine sormuşlar:
Nerede yanlış yaptık,
Neden çılgıncasına paraya taptık
Taptık ta cennetimizi yitirdik
Hoca Nasreddin'in dediği gibi;
Yoksa bindiğimiz dalı mı kestik?
Gelin birlikte bir çözüm bulalım
Bitsin yaşadığımız bu bunalım
Ağaçlandıralım kentimizi yeniden
Doğa can bulsun, neşe bulsun sevgimizden
Zararın neresinden dönülürse kardır
Yeşilsiz, kuşsuz,susuz bu kent bize dardır
Demişler, elele vermişler
Devşirmişler uslarını başlarına,
Aldırmamışlar paragözlerin açlıklarına
İlk işimiz herkese bir fidan
Eğer yeşertirsen olursun iyi bir insan
Elbetteki hakkımızdır yaşamak ve gülmece
Önce kentimiz cennet olmalı, yöntemimiz imece
Sorumluluklar paylaşıldıkça çözülür bu bilmece...
Sonunda kentliler yeniden mutlu olmuş
Dikilen fidanlara kuşlar dolmuş
Masalımız burada sona ermiş
Ama masalı anlatan derviş
Son bir kez daha yinelemiş:
"İlkemiz olsun, herkese bir fidan
Eğer gönülden yeşertirse insan
İki Dünya'da da cennetde yaşar
Biraz çabayla sen de bu işi başar"



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet