Ana Sayfa  



Akın Kurtoğlu




Pzr 25 Nis 2010, 17:20  

Alıntı:
Birde klişe bir laf vardı zayıf alan karnelerde senin karnene Toto oynayacam denirdi

Gırgır dergisinin değişmez karikatür sloganlarından biriydi: "Bu ne karne? Toto kuponu gibi!"...

Spor-Toto o kadar hayatın içine girmişti ki o yıllarda, yine Gırgır'da (galiba) bununla ilgili çok nefis bir senaryoya dayanan tek sayfalık bir hikâye karikatürize edilmişti:

"Adam, bitpazarından ölü fiyatına çok eski, antika bir fotoğraf makinası alır. Eve gelir ve masanın üzerindeki çiçeğin, küçük çocuğunun, karşıdaki iki katlı evin falan fotoğrafını çeker. Ertesi günü tabettirdiği resimlere baktığında; fotoğraflarda masa üzerindeki çiçeğin solup kuruduğunu, çocuğunun yetişkin bir delikanlı halinde resme çıktığını, iki katlı evin yerinde de 10 katlı yeni bir apartman bulunduğunu farkeder. Tam o anda kafasında bir şimşek çakar. Elindeki dandik makina, aslında yapılan objektif ayarının kademesine göre; çektiği resimlerin 2-3 gün, 1 hafta, 6 ay, 3 sene, 5 sene, 20 sene... sonraki hallerini göstermektedir. Keyiften çıldırır adamcağız. Makinanın bu özelliğini nasıl nakte çevirebileceğini düşünürken, aklına birden stadyumlardaki skor tabelâlarını çekmek gelir.

O hafta oynanacak olan fubol maçlarının oynanacağı boş stadları birkaç gün evvelinden tek tek dolaşarak, bütün skor tabelâlarını, 3 gün sonrasını gösterecek ayara getirip fotoğraflar. Tabii ki bütün levhalar ilk çekim anında: "0-0" şeklinde görünmektedir. Heyecanla fotoğrafçıya koşarak, makinadaki filmi tabettirir.

Ancak, ertesi günü resimleri eline aldığında beyninden vurulmuşa döner. Çünkü çektiği bütün fotoğraflarda da tabelâlar ilk çektiği hallerindeki gibi, yani "0-0" olarak çıkmışlardır. Dolayısıyla, önceden maç sonuçlarını bilerek oynayıp 13+1'i tutturacağını hayal ettiği spor-toto projesi suya düşmüştür. Makinası bozulmuştur ve artık ileriyi göstermemektedir. O hırsla evine geri döner ve eline geçirdiği bir çekiçle makinayı parça parça eder...

Dizinin son karesi şöyle bitmektedir: Ön planda kırılarak parçalarına ayrılmış antika fotoğraf makinası, solda haber bültenlerini veren siyah-beyaz bir televizyon ve sağda da ayakları boşta sallanır bir halde (kendini asarak intihar ettiğini anlatacak şekilde) adamın sadece belden aşağısı...

Televizyondaki spikerse heyecanla şöyle demektedir: "Sayın seyirciler, bugün Türk futbol tarihinde eşine hiç rastlanmayacak bir şey gerçekleşti ve oynanan bütün lig maçları, hiç golsüz '0-0' sona erdiler!"....

Akın KURTOĞLU


 mesajı beğendiniz mi?: +5
ŞAFAK




Pzr 25 Nis 2010, 17:51  

Arkadaşlar dahada esksini buldum 1967 benim doğduğum yıla ait..




(+)


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Aksit Ozkural




Pzr 25 Nis 2010, 18:19  

Safak beyin yukarida gosterdigi kuponu 1967 yilinda 18 yasina basar basmaz ben de doldurdum.

Bir ara epeyce oynadim, sonra tavsadi, en sonunda hepten biraktim.

Futbol dunyasi ile epeyce ilgili olmama ragmen 11 den fazla ( o da sadece 1-2 kere ) hic tutturamadim.

Tabi Turk sporuna bir miktar katkida bulunmanin dayanilmaz cazibesi de isin diger bir yonu oldu .


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Kemal Gönüleri



Pzr 25 Nis 2010, 18:54  

Alıntı:
Yanlış bilmiyorsam iki nüshaydı kupon.


Alıntı:
Ben ise 3 nüsha diye hatırlıyorum Erhan, senden 6 ay büyük olma ihtimalim var

Kesinlikle Ahmet Hocam haklı A-B- ve C kuponları olmak üzere üç nüsha idi.

Sayın Akın Kurtoğlu demiş ;
Alıntı:
Daha çok, "kelin merhemi olsa, oturur kendi başına sürer" atasözünü pek bilmeyenler tarafından satın alınan, enteresan kitapçıklardı bunlar...

13+1 için değil de daha çok 12 -11 tutturmak için 5 direk 8 iki ihtimal veya 6 direk 5 ikili 2 üç ihtimal falan gibi 12 garanti tesadüfen de 13 veren formüller vardı . Tamamen matematiksel formüllerdi . Ben de çok oynadım. İlk sıralar 13 maç vardı , sonraları iptal edilen maçların yerine ikame edilmek üzere 3 adet yedek maç kondu. Spor-Toto cazibesini kaybedince de 13+1 getirdiler diye anımsıyorum.


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Akın Kurtoğlu




Pzr 25 Nis 2010, 19:16  

Alıntı:
13+1 için değil de daha çok 12 -11 tutturmak için 5 direk 8 iki ihtimal veya 6 direk 5 ikili 2 üç ihtimal falan gibi 12 garanti tesadüfen de 13 veren formüller vardı . Tamamen matematiksel formüllerdi .

Tabi tabi, belirli matematiksel formlara dayalı örneklerle bezeliydi bu kitaplar. Lâkin pratik hayat, maalesef teorideki gibi gerçeklemediği için çuvallama oranı da çok yüksekti.

Basit bir örnek: 4 maçta, aşağıdaki şekilde 81 kolonluk bir doldurma ile mutlaka sütunlardan birinde bütün maçları doğru olarak bilebilirsiniz. Bu 81 kolonun 80'i yanlış, içlerinden sadece 1'i doğrudur:

00000000000000000000000000011111111111111111111111111222222222222222222222222222

000000000111111111222222222000000000111111111222222222000000000111111111222222222
000111222000111222000111222000111222000111222000111222000111222000111222000111222
012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012012

Basit bir kombinezon hesabıdır. Ama bunu 13 maça (hatta 13+1'e) adapte etmeye kalktığımızda, ortaya astronomik bir sayı çıkar ki, buna ne para yeter, ne de İdare izin verirdi.

Bu tarz kitaplar, 13 satırın çıldırtıcı olasılık çeşidini aza indirmek için, içlerinden bazı maçların banko olduğunu varsayarak, hesaplamayı daha dar bir çerçeveye oturtup alternatifler üretirlerdi. İyi ama, bir maçın muhakkak banko olduğunu kim teyid edebilir ki?

Akın KURTOĞLU


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Kemal Gönüleri



Pzr 25 Nis 2010, 20:08  

Alıntı:
Tabi tabi, belirli matematiksel formlara dayalı örneklerle bezeliydi bu kitaplar. Lâkin pratik hayat, maalesef teorideki gibi gerçeklemediği için çuvallama oranı da çok yüksekti.

4 maçın kombinesinin garantisi elbette 81 kolon yapar , üç ihtimal üzerinden. Örneğin maçlardan biri Kasımpaşa-Fenerbahçe ise en fazla 0-2 ihtimalleri oynayıp daha az para ile oynama olanağı verirdi bu formüller. 4 üçlü olsa bile 12 yada 15 kolonda tesadüfen 4 ama mutlaka 3'ü tutturmayı garanti eden formüller vardı.Hele benim favorim 7 direk 6 ikili 15 kolon bir formül vardı. Çok 11-12 tutturdum. 40-45 sene öncesinde kaldı , ayrıca benim de kendime göre ürettiğim formüller vardı . Unuttum gitti.
60 lı yılların başında Spor Toto o kadar popülerdi ki ; Adana da , Küçüksaat Meydanında bir 1-1 nolu Bayii vardı Ahmet Nadir Bey gibi yaşıttaşlarımız anımsarlar Cevdet Aladağ'lı idi. Saat 15.30 dan itibaren o Küçüksaat Meydanını totocular işgal eder , taşıtlar zor yol bulup geçerlerdi.


 mesajı beğendiniz mi?
Akın Kurtoğlu




Pzr 25 Nis 2010, 21:17  

Banko maçı tutturmak; kış aylarında ertesi günü yağmur yağmasını tahmin gibi birşeydi (Gerçekleşme yüzdesi yarıyarıya ya da daha fazla), Birbirlerine aşağı-yukarı denk takımlar arasında oynanan 5-6 maçı arkaarkaya satırlarda tutturma olasılığı ise; ilkbaharda kar serpelemesini beklemek gibiydi. Derbi maçların sonucunu bilebilmekse; Ağustos ayında kar fırtınasının bastırması olasılığından farksızdı. Yoksa her hafta oynanan futbol maçlarının içinden en az %25'i "banko" olarak kabul edilebilir, ancak
-o hain- top da yuvarlak işte... Dolayısıyla, matematik ilminin ziyâdesiyle iflâs ettiği ender platformlardan biriydi bu toto oyunu. Zaten meseleyi heyecanlı kılan da, işte bu bilinmezliğiydi.

Akın KURTOĞLU


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Mehmet!




Pzr 25 Nis 2010, 22:27  

Spor totoyu pek oynamadım ama lisedeyken merak edip ihtimal hesaplarını yapmıştım.

Yukarıda Akın üstadın izah ettiği gibi, 8 takımlı 4 karşılaşmalı bir lig olsaydı tüm maçları bilmek için 81 kolon oynamak gerekiyordu. 5 maç olsaydı 243, 6 maç için 729 kolon oynamak gerekirdi.

Böylece fazladan eklenen her bir maç için bir önce bulduğumuz kolon sayısını 3 ile çarparak devam edersek
13 maç için 1594323
13+1 için 4782969 kolon oynamak gerekir. Tabii hiç banko olmadığını ve tüm maçların 3 ihtimalli olduğunu kabul ediyoruz.

Doğal olarak banko bilinen maçların önemi büyüktür. Şöyle ki, 13+1 maçın tamamını bilmek için 4782969 kolon oynamak gerekirken, 3 maçı banko oynamamız (ve oynadığımız şekilde sonuçlanması) halinde kalan maçların tamamını bilmemiz için 177147 kolon yeterlidir.


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Akın Kurtoğlu




Pzr 25 Nis 2010, 23:49  

Alıntı:
8 takımlı 4 karşılaşmalı bir lig olsaydı tüm maçları bilmek için 81 kolon oynamak gerekiyordu. 5 maç olsaydı 243, 6 maç için 729 kolon oynamak gerekirdi.

Çok doğru... Genel formülü: 3^n olsa gerek (n: maç sayısı).

84'de ben de Mehmet üstad gibi bu olasılık hesaplarına kafayı takmıştım. Mühendislik fakültesindeyken, sınıftan 3 arkadaş o senelerde henüz açılmaya başlayan özel bilgisayar kurslarına hevesle yazılmış ve Interpreter tabanlı "Basic" programıyla bu tarz bir hesaplama programı üzerine beyin jimnastiği yaparak, günümüz koşullarına göre çok ilkel bir yazılım ortaya çıkartmıştık.

Maksat; böyle bir programla totodan ikramiye kazanmak ve kurs parasını bedavaya getirmek elbette ki...

O zamanların bilgisayarları, günümüzdekileri tırnağı dahi olamazdılar; Intertec ya da Honeywell marka, klavye-ekran-kasa birarada (L şeklinde bir profilde), bellekleri 1 megabayt (gigabayt değil, megabayt ) yeşil-beyaz ekranlı, mouseın henüz bilinmediği, windows işletim sisteminin daha yazılıp dünyada pazarlanmadığı, MS-DOS komut girişli, sadece 14 megabayt hacmindeki tek bir ana harddiske bağlı 20 terminalli bir sistemin ayaklarındandılar.

Yekûnu 2000 satırı aşan Spor-Toto tahmin programımız üzerinde oldukça kafa patlatarak biraz merhale katettik çocuklarla... Her takımın o sezon ve evvelki yıllardaki performansını, yaptıkları maçlarda aldıkları sonuçları, attıkları ve yedikleri golleri, kendi sahalarında ve deplasmanlardaki karakterlerini vs... bilgisayara kütükler şeklinde depoladıktan sonra, belli bir mantık çerçevesinde o hafta oynanacak olan 1. ve 2. lig maçlarının olabilecek en kuvvetli sonuçlarını tahmin ettirtmek için meseleyi bilgisayara denetmeye başladık. Yazılımın mantığını ve akış diyagramı oluşturmasını ben üstlenirken, komutların girişini ve data kontrollerini de diğer 2 arkadaş üzerlerine almışlardı. Hesaplamaya başlaması anıyla, en uygun sonuçları listelemesi anı arasında geçen süre 3-4 dakikayı bulurdu.

Her türlü olasılığı gözönüne alarak makinanın yaptığı hesaplamalarda çıkan 13+3 sonucu, Pazar günkü ilk maçlarla karşılaştırdığımızda, ancak %50 oranında verim alabildiğimizi gördük. Bunda biraz verilerin hatalı girişi etkili iseydi de, asıl işi bozan "sürpriz" sonuçlardı. Makinalar tamam ilkeldiler, düşük özellikliydiler ama, yine de mantıksal atamaları işlemeleri anında herhangi bir teknik hata vermeden, yavaş da olsa sonucu çıkartabilecek hacimdeydiler yine de...

Buna rağmen 84 model bilgisayarlar "topun yuvarlak olduğu"nu bilemediklerinden olsa gerek, aradaki bu %50'lik yanlış hesap sorununu bir türlü aşıp çözemedik. Kursu bitirirken, 85'in başında bitirme projesi olarak MEB görevlilerine bunu sunduk, bu konuda gerçekten de çok işimize yaradı. Fakat maç tahmininde çuvallamaktan öteye gidemedi... Yani, bu konuda ne teknik aletler, ne de altıncı hisler hiçbir işe yaramıyor.

Akın KURTOĞLU


 mesajı beğendiniz mi?: +1
yılmaz büktel




Pzr 25 Nis 2010, 23:57  

Alıntı:
Ben ise 3 nüsha diye hatırlıyorum Erhan, senden 6 ay büyük olma ihtimalim var


Evet 3 nüshaydı. İlk kupon merkeze, 2. kupon bayiye ve son kuponda oynayana aitti.
Ancak 70li yıllarda(hatırladığım 1975 sonrası) kupon ya da karbon kopya kalitesi düştüğünden midir nedir, Tiryakiler kuponun ilk sayfasının fotokopisini çektirirdi. Aksi halde kendisindeki kupon kötü kopya olduğu için, ayrıca yanlış katlamadan ötürü kolonlar kaydığı için kazandığını bilememe riski vardı.

Birde ilk zamanlar 14-15-16. maçlar sadece yedekti. ikramiye yalnızca 10-11-12-13 bilenlere vardı. 13+1 e ikramiye verilmesi daha sonradandır.

Sayın Kemal Gönüleri'ne hatırlatma için teşekkürler.


En son yılmaz büktel tarafından Pts 26 Nis 2010, 00:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Mesajları seç: