Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
umit1
12 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 08:07

Alıntı:
Kimsenin burada ne kadar gökdelen dikersek o kadar çağdaş oluruz dediğini veya gökkafes gibi mantıksız yatırımları savunduğunu görmedim. Sanırım bu sözler, sitedeki anti-gökdelenciler tarafından uyduruldu.


Sayin Kazandibi kardesimiz "kosk ve konaklar" yikilmadanda gokdelen yapilabilecegini soylemisti,ki dogrudur soyledigi,ben de buna karsi Gokkafes ornegini verdim,zira o Gokkafes,birakiniz koskleri konaklari bir tarafa,tarihi saraylar ve kislalar bile yikilmadan Gokdelen yapilabileceginin en iyi ornegidir,Gokkafesin yapilabilmesi icin ne Dolmabahce sarayi nede Taskislanin yikilmasi gerekmistir yani siz yarin oburgun Sultanahmet meydanina gokdelen dikmeye niyetlenirseniz bunun icin ne Ayasofyayi nede Sultanahmet caminii yikmaniz gerekir onlarda Gokdelenlerin golgesinde kaderlerine razi olup beklerler.
Yani dar teknik acidan dogru ama isin esasi bakimindan tamamen tamamen yanlis yaklasim "Koskler konaklar yikilmadan da gokdelenler yapilabilir" dusuncesidir.

Bu soyle anlatayim isterseniz,Milliyet gazatesinin haber olarak verdigi ABD nin unlulerinin yasadigi kosklerin ve konaklarin hicbiri Manhattan adasinda degildir,onlarin yasadiklari o kosklerin ve konaklarin oldugu cevrelerde ise bir tane dahi Gokdelen,birakiniz Gokdeleni bur yana,cok katli bina dahi bulmak mumkun degildir.


Alıntı:
Son günlerde anti-gökdelenci kesim işi iyice çamura sürükledi. Sürekli yalan-uydurma haberler, yorumlar, çarpıtmalar. Kesin bir rant kavgası vardır altında ama bakalım zaman ne gösterecek


Rant kavgasi oldugu muhakkaktir,zira gercek isadamligi gercekten cok zor ve mesakkatli bir istir bu yuzdende memleketimizde "isadami" olarak gecinenlerin  en az yuzde 99 u isadamligi maskesi altinda (hadi bildikleri tek seyi demeyeyim) en iyi bildikleri seyi yani arsa kapatmayi sonra da bu arsaya kitabina uydurup beton dokmeyi yapan rantiyelerdir.


Ekin Gerger

12 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 17:05

chicago'da dünyanın en yüksek binası yapılacaktı. projesi hazırlandı. herşey tamam. ispanyol mimarın çizdiği bina tam bir estetik harikası. bina yapılmadı.
çünkü chicago halkı razı olmadı.

neden? chicago'lular anti-gökdelenci mi? değil, orada birçok gökdelen var. ama chicago'lular şehirlerinin bu kadar yükseğine uygun olmadığına karar verdiler. estetik kaygıları vardı.

anti-gökdelenci değiller. ama gökdelen budalası hiç değiller.
ne kadar gökdelen olursa o kadar iyi demek, şehrin estetiğini bir kenara bırakmak olur.
bir manzara resminde ne kadar dağ varsa o kadar iyidir denilebilir mi? denilemez! aynı şey. bir şehrin güzelliği veya çağdaşlığı gökdelenlerin sayısı kadar basit bir veriye indirgenemez.

sözlerim heryeri gökdelenlerle doldurmak isteyenlere, gerektiği yerde gerektiği miktarda yapılmasını savunanlara değil kesinlikle.
çünkü ben de daha önce belirttiğim gibi gerektiği yerde, gerektiği şekilde, istanbul'un güzelliklerini gölgede bırakmayacak gökdelenlerin yapılması taraftarıyım.


umit1
12 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 18:50

Alıntı:
chicago'da dünyanın en yüksek binası yapılacaktı. projesi hazırlandı. herşey tamam. ispanyol mimarın çizdiği bina tam bir estetik harikası. bina yapılmadı.
çünkü chicago halkı razı olmadı.


Bu da oldumu yani simdi? Chicago halki da kim oluyormus? Onlarin yoneticilerinde is yoktur da ondan yapilamamistir.
Eger bizim yoneticilerimiz gibi ellerini masaya vurup "Kim nederse desin kesinlikle su kopruler yapilacaktir,bu gokdelenler dikelecektir,haydi yallah" diyebilselerdi oyle olmazdi.
Benim Chicago lulara nacizane tavsiyem,bizim yoneticilerden hic olmazsa birazini bir sure icin odunc alip kendilerine yonetici yapsinlar



tamerair

12 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 19:42

Gokdelen fena bir sey sayilmaz cunku cok is alani yaratiyor, binlerce insan calisiyor bir cok sirketin yonetim merkezi haline geliyor bu arada bir cok restaurantlar alisveris merkezleri cikiyor ortaya ve burda calisan cok sayida insan oluyor, faydalari oldukca buyuk. IStanbul gibi topragi az insan sayisi cok olan bir sehirde fena bir tasari degil ve aslinda ihtiyac haline gelmis durumda. Kalabalik olan butun sehirlerde bu selikde.

umit1
12 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 20:11

Alıntı:
Gokdelen fena bir sey sayilmaz cunku cok is alani yaratiyor, binlerce insan calisiyor bir cok sirketin yonetim merkezi haline geliyor bu arada bir cok restaurantlar alisveris merkezleri cikiyor ortaya ve burda calisan cok sayida insan oluyor, faydalari oldukca buyuk. IStanbul gibi topragi az insan sayisi cok olan bir sehirde fena bir tasari degil ve aslinda ihtiyac haline gelmis durumda. Kalabalik olan butun sehirlerde bu selikde.


Tamer Bey ABD icin soyledikleriniz 20-30 yil evvelli icin cok daha dogru idi bugun durum biraz daha degisiktir,bircok sirket buyuk sehirlerden kacmis sehir disinda bir kac katli genis yesil alana sahip "Corporate Park" tabir edilen yerlesimlere kaymistir,sehir icinde olanlarin bircogu ise boyle bir tasinmanin planlarini yapmaktadir.

Ayni sekilde 50 sene evvel sehir merkezli olan Amerikan yasam bicimi artik banliyo merkezli olmustur,Artik John veya Jane Doe ler banliyolarda yasamakta,banliyolarda kurulu dev alis verismerkezlerinde alis verislerini yapmakta,ve giderek artan oranda da banliyolarda kurulu Corporate Park larda veya benzeri yerlerde calismaktadirlar.

Benim Amerikali arkadaslarim arasinda 70 yasinda olup ,bir buyuk sehir merkezine yarim saat mesafede yasayipta ceyrek yuzyildir o sehrin merkezine gitmedigini ve gitmekde istemedigini soyleyenler mevcuttur.

Tabii ABD de gorulen yerlesme calisma vede alisveris sablonlarinda gorulen degismeler 15 20 yil sonra Istanbulda da hissedilecektir (herseyi kopyalamak huyumuz sagolsun) o zamanda Istanbuldan sonra Istranca ve Adapazari taraflarindaki ormanlarin nostalji olma zamani gelmis demektir.

Saygilar,



selcuklu
12 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 21:31

ABD bir kıta biz bir kıta içinde yer alan küçük bir ülkeyiz, hele İstanbul'un bir tarafı Gebze'ye bir tarafı Çorluya bağlı artık.  Gökdeln yapılmasın deniliyor ve bunu söyleyenler de bir taraftan orman arazileri yapılmasın hiçbirşey yapılmasın diyor, bu bağlamda zıtlık açıkca görünmekte gökdelen yerine şehir dışına çıkılıp yeni yerler mi açılsın yani. Ülke'ye gelişme, büyüme, iş hacmin artmasın, modern yerlerde yaşama mı diyelim frenleyelim mi yani. Keşke herşey ahkam kesmek kadar kolay olsaydı, bir de muhalefet olmak kadar.

umit1
12 yıl önce - Sal 25 Ekm 2005, 06:46

Istanbulda son 50 yillda yasananlarim benzerleri cok once diger ulkelerde de yasanmistir.

Ornegin bati sehirlerinin en alimlisi olarak bilinen Parisin Istanbulun basina gelen bir yagmalamaya benzer bir yagmalamadan nasil kurtarildigini Parisin nasil Paris olarak korunabildigini sayin Ismet Berkan guzel anlatmis

Alıntı:
Fransa Cumhurbaşkanı General De Gaulle, 1950'li yıllarda bir yurtdışı seyahate gitmek üzere Paris'ten helikopterle havalandı ve havaalanına doğru yol almaya başladı. Havadan gördüğü Paris manzarası korkunçtu, o yıllarda Paris'e doğru ciddi bir göç dalgası vardı ve kentin etrafında gecekondulaşma başlamıştı.
Hemen havaalanında müsteşarına talimat verdi: 'İlgili bakanlarla konuşun ve ben dönene kadar bu soruna çözüm bulun. Paris'i kaybediyoruz.'
De Gaulle birkaç gün sonra döndüğünde bakanları ve müsteşarı ondan gece saatlerine denk gelen bir randevu istediler. Randevuda De Gaulle'e bulunan çözüm anlatıldı, "Eğer" dendi, "Aklınız bu çözüme yatıyorsa, kararname metinleri yanımızda hemen bunları imzalamalısınız, işin uzayıp meselenin spekülasyonlara konu olmasına ülke tahammül edemez."
Ve çözümleri anlatmaya başladılar...
İlk kararname, Paris'in sınırlarını belirliyor ve bu sınırlar boyunca bir 'çevreyolu' yapılmasını, yolun dışının ise ormanla kaplanmasını öngörüyordu. Mevcut gecekonduların hepsi bu bölgedeydi, yani bütün o binalar yıkılacak, o bölge ormanlaştırılacaktı.
İkinci kararname, Paris'e 60 80 kilometre uzakta beş ayrı bölgeyi saptıyordu. Bu bölgelerde ciddi miktarda tarımsal arazi kamulaştırılıyordu.
Üçüncü kararname, bizdeki Toplu Konut İdaresi'ne benzer ama özerk bir idare kuruyordu. Görevi 'arazi geliştirmek'ti. Daha önce kamulaştırılan beş ayrı bölgedeki topraklar yeni idareye 'satıldı' bu kararnameyle.
Dördüncü kararname, toplu konut idaresine benzer idareye satılan toprakları kentsel ve sınai imara açıyordu.Devlet söz konusu toprakları diyelim metrekaresi 10 liradan kamulaştırdıysa, buralar imara açıldığında toprak değeri birden 100 liraya yükseliyor. Yani 'rant elde ediliyor.' Mesele bu rantın nasıl kullanıldığı... Oradaki toplu konut idaresi benzeri idare bu rantı, o arazilere kurulacak 'uydu kentler'in mimari ve sosyal planlaması için, 'uydu kent'lerin Paris ile ulaşım bağlantıları için vs. kullandı. Paris'i yakından bilenler bu yazdıklarımın fazlasıyla gerçekleştiğini ve Paris'in bu yolla ve o şehre âşık insanlar tarafından kurtarıldığını da bilirler.



Paris bu sekilde kurtarilmis,peki Istanbul nicin kurtarilamamis?

Alıntı:
Ya İstanbul? Bu şehrin de âşığı çok... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son âşıklardan biri. Ama bizde bu şehrin âşıkları şehri kurtarmayı hiç düşünmediler veya düşündülerse de bunu hiç başaramadılar.
İstanbul o kadar kendi başına gelişen ve büyümesi kontrol edilemeyen, dolayısıyla hiçbir biçimde yönetilip yönlendirilmeyen bir şehir ki, burayla hiç ilgisi olmayan bir devlet kuruluşu İstanbul'a damgasını vurabildi.
Evet evet, Karayolları Genel Müdürlüğü'nden söz ediyorum. TEM otoyolu ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, İstanbul'un nüfusuna bir İstanbul daha ekledi ve şehrin gelişimini Marmara kıyılarından daha içlere doğru, yani kuzeye kaydırdı. Habibler köyü köydü, bugün bu bölgede ciddi bir nüfus barınıyor. Bağcılar köyü gerçekten köydü, bugün burası İstanbul'un en kalabalık ilçesi. Ve bütün bunlar sadece son 15 yılda oldu.
Şimdi üçüncü köprüden söz ediliyor. Eğer bu köprü daha kuzeye, Karadeniz'e doğru yapılacaksa, beraberinde yeni bir otoyollar sistemi de inşa edilecek demektir. Bu da, Karadeniz kıyısına yakın yeni bir İstanbul'un inşa edilmesi demektir.
Nitekim belediyemiz bunun bilincinde, o bölgeye yeni bir İstanbul için planlama çalışması içinde.
Fransa'da Paris kurtarılırken yapılan işlerden biri de, kurulan yeni uydu kentlerden Paris'e gelip gitme ihtiyacını minimumda tutma çabasıydı. Yani buralarda fabrikalar, işyerleri ve hatta üniversiteler bile olmalıydı ki, çok az kimse Paris'e her gün gitme ihtiyacı duysun.
Biz ise kocaman bir Ataşehir inşa ettik, içinde tek fabrika, tek ofis binası olmayan, tamamen konutlardan oluşan. Şimdi insanlar dünyanın öteki ucundaki bu 'şehir'den Maslak gibi merkezlere işe gidip gelmeye çalışıyorlar ve yollarda helak oluyorlar.



Bilmem birsey eklemeye gerek varmi?


En son umit1 tarafından Sal 25 Ekm 2005, 07:16 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


umit1
12 yıl önce - Sal 25 Ekm 2005, 07:13

ABD buyuk bir cografyadir ama bugun 50 yahut 100 yil evvel oldugu gibi pek bos sayilmaz, dunyanin en kalabalik ucuncu ulkesidir.

Bugun Turkiyenin pek de az sayilamiyacak nufusunun en az ucte biri Gebze ile Corlu arasindaki kucucuk alana tikistirilmistir,ve daha da tikistirilmaya calisilmaktadir,Eger ABD nufusunun 1/3 u de boyle minik bir alana 50 sene icinde tikistirilmis olsa idi hic bir suphem yokki bugun ozelde Istanbulda geneldede Turkiyede yasanan problemlerin alasi ABD de yasanirdi.



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet